Seni düşünmek beni Hindistan'a gitmekten vazgeçirdi. Yani birini ve kendimi mutlu etmek istemem garip mi? Bahçede, küllerin üzerinde diz çökmüşken nasıl hissettiğini düşündüm ve o an sana dokunmayı ne kadar çok istedim.

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 269
Olasılığın olmadığı yerde özleme de yer yoktu. Lisa bir görüntü, bir hayaldi, olasılık değil. Ama ne var ki ne kadar bilmek istemese de görmüş olduğu şeyin, ah ah, dokunmuş olduğu şeyin onu sevme ihtimali olan gerçek bir kadın olduğunu biliyordu.

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 260
Parmaklarının dokunuşu yanan yanaklarının acısını dindirdi. Bir süre gözlerini kapattı.

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 253
"Miles, ucunda ölüm varsa da harika bir şey bu. En akıl almaz rüyalarımda bile sana bu şekilde dokunabileceğimi düşünmemiştim."

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 162
"Sadece öleceğimi düşünüyorsun, ölüm koktuğumu, aklımı kaybettiğimi ve dokunmaya cesaret edemediğin kokuşmuş, çürüyen bir et yığınından ibaret olduğumu, ama sana bela okuyacak kadar canım var hâlâ."

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 113
Eller ona dokunmak istiyordu. Miles sandalyesini hafifçe geriye itti. Büzülüp çekildi; bu gözleri yaşlı, iri hayvan yüzüne bakamıyordu bir türlü.

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 112
"Görüşelim ama birbirimize dokunmayalım, demiyorsun herhalde?"

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 104
"Bana karşı neden bu kadar naziksin Nigel? Korkunç olduğumu biliyorum. Başka hiç kimse bana dokunmazdı. Nefsini mi köreltiyorsun?"

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 96
Bir kader duygusu yaşamıştı; o otoriter, viyolonselci parmaklarının yeniden sırtına dokunduğunu hissetmek için son derece şiddetli ve kesin bir özlem.

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 89
Nigel çıplak ayakla süzülüyor, uzun adımlar atıyor, geçerken her sokak lambasına dokunuyor.

Rüya Sakinleri - Iris Murdoch
sf. 84
Çamaşırlar, kitaplar, sebzeler, giysiler, ilaçlar, her şey kat kat sarılıyordu. Hiçbir şey başka bir şeye dokunmamalıydı.

Mülksüzler - Ursula K. LeGuin
sf. 172
Konuşma mı? Konuşma değil. Akıl yürütme değil. Elin dokunuşu bu. Bütünlüğe dokunuyorum, onu tutuyorum.

Mülksüzler - Ursula K. LeGuin
sf. 165
Shevek gümüşi eliyle Takver'in gümüşi koluna dokundu, serin ışığın altında bu dokunuşun sıcaklığı onu şaşırtmıştı.

Mülksüzler - Ursula K. LeGuin
sf. 165
Şimdi yüz yüzeydiler, ama birbirlerine dokunmamışlardı.

Mülksüzler - Ursula K. LeGuin
sf. 158
Gece biri düş görüp yüksek sesle bağırdı. Diğeri uykulu uykulu kolunu uzattı, güven verici sözler mırıldandı, dokunuşunun karanlık, sıcak ağırlığı her türlü korkuya ağır bastı.

Mülksüzler - Ursula K. LeGuin
sf. 149
Kadın yüzüne dokundu ve saçlarını arkadan bağladı. Elleri serindi. Yaşamı boyunca bu ellerin dokunuşundan daha hoş bir duygu yaşamamıştı.

Mülksüzler - Ursula K. LeGuin
sf. 106
Ama hemen her seferinde bir dokunurlardı. Emin olmak için size dokunmak istiyorlardı sanki.

Güneş de doğar - Ernest Hemingway
sf. 140
Birbirlerine dokunma eğilimi özellikle dikkate değer. Çoğu Amerikalıya kalsa, özel durumlar dışında bir yabancının kendilerine samimiyetle dokunması saldırgan bir tutum olarak yorumlanır. Arkadaş olan insanlar bile fiziksel temastan uzak duruyor, bu duyguyu sevgililerine ve çocuklarına saklıyorlar. Bu tür adetleri terk ettikleri anlaşılan Ekotopyalıların ilişkilerinde ise hemen hiçbir ayrım görülmüyor. Yetişkinler yanlarından geçen çocukları sırtlarına vurarak şımartıyorlar. Birbirlerini tanıyanlar, daha birkaç saat önce görüşmüş olsalar bile, her karşılaşmalarında rutin bir tavırla el sıkışıyorlar. Konuşmak üzere bir araya oturduklarında birbirlerine iyice sokuluyor, fazlasıyla samimi hareketlerle kollarını, bacaklarını birbirlerinin üzerine atıyorlar. Sokakta çekici bir kadının yolunu kesip gülümseyerek ona bir şeyler söyleyen, sarılıp omuzunu okşayan ve yürüyüp giden bir adama bile rastladım; kadın da arkaya doğru dostça bir bakış fırlatarak kendi yoluna gitmişti.

Ekotopya - Ernest Callenbach
sf. 207/208